bu bir denemedir.
8 Nisan 2013 Pazartesi
5 Şubat 2013 Salı
aslında çoğu zaman lanetli olduğunu düşündüğüm bir kalbim oldu. hep bir suçlu aradım beddualarıyla ruhumu yıkadığını sandığım.
sonra farkettm ki en büyük suçlu kalbin kendisiymiş çünkü sahip olduğu akla fikre bedene sahip çıkmaksızın başkaları için atmış hep. bencillik kelimesinin tek harfini lugatına almamış. bu yüzden de hep yadırganmış olduğu yerde.
ne kendine çarpmış ne bir başkası için çarpabilmiş.
gereği düşünüldükten sonra yapılması gereken şey ise; onu müebbet organlığa mahkum etmek duygulardan arındırıp!
4 Şubat 2013 Pazartesi
bu gece geçmişime umutsuzluk yapıştı. anahtarı kaybolmuş bir kilitli oda şimdi. kapı pencere duvar derler ya, hah işte ondan. camından bakabiliyorum sadece perdelerinin ardından bulanık, nasıl yaşanılası.
başımı yasladığım omuz hala orada, çocuk ruhumu doyuran oyunlarım, saçımı okşayan kulağıma şiirler fısıldayan adam da hala yatağımızda. gecemizi aydınlatan mumumuz sönmüş, boy boy aynalarım her güne bir başka baktığım ama çatlamış. kokusu vuruyor buram buram; vanilyadan. birlikte tuttuğumuz günlüklerden boyamışız duvarlarını.
her şey yerli yerinde de yaşayıp yazılacak, hayali kurulacak boşluklarımız kalmış. dönse yüzünü belki bakışırız ama konuşamayız dokunamayız ısıtamayız dudaklarımızı nefesimizle.
aramızda kilidi kayıp bir kapı var artık ve camdan kırıklar...
2 Şubat 2013 Cumartesi
düne ait karmaşalarım var benim. hiç bitmez sandığım; hiç geçmez, hep kurt gibi beni kemiren. ve anladım ki hisler değilmiş insana yük olan. aldığımız her nefesten pay edinen, her fikirde yer edinen karmaşaların kendileriymiş.
duygularım benimdir ve yoğunluğu, kime olduğu, ne zaman olduğu önemsizce benim olmasından vazgeçmeyeceğim duygularım. ama karmaşalar öyle değil!
çözümsüz bırakılan her karmaşa duygularınızı katleder, sizden bir şeyler söker alır ve siz bunun farkına varmadan kendinizi suçlamaya devam edersiniz. yaşayıp görülmeden, tadını alıp öğrenmeden, yüzünü görüp tanımlamadan bu karmaşalar geçmiyormuş.
ben artık karmaşaları kendime yük edinmeyi bıraktım. çözümsüz bırakmadan her birini duygularıma sahip çıkmayı da öğrendim. benim olan bende kalacak.
31 Ocak 2013 Perşembe
hiç doğmamış güneş olur mu? hiç açmamış çiçek, kozasını yırtmamış kelebek belki de..
bazı zamanlar var ki boşluklardan boşluk beğeniyor insan kendine.
ben artık yazılmış ama okunmamış bir şiirim. demlenip içilmemiş bir bardak çay, hem de soğumuş, soğutulmuş.. bakılmış ama görülmemiş bir tabloyum bundan böyle; eksik, renksiz, keyifsiz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



